TIKANDI BABA
Sultan Mahmut,halkının ne vaziyette olduğunu görebilmek için kıyafetlerini değiştirerek halkın arasına karışır. Meydanda bulunun bir kıraathaneye girer. Müşteriler çaycıya 'Tıkandı Baba ' diye seslenir. Sultan Murad da çaycıyı yanına çağırır sebebini öğrenmek için.
Dertli çaycı başlar anlatmaya:
-Bu dünyada hiç yüzüm gülmedi. Neye elimi atsam kurur. Bahtı yok. Birgün çay suyu almak için çeşme başına gittim. Şu çok ağır akıyordu. Ben de daha çok aksın diye bir çubuklar onarmaya çalıştım. derken şu tamamen kesildi, akmaz oldu. O gün bu gündür adım Tıkandı Baba oldu beyim,der.
Sultan Murad saraya gider ve vezirine:
- Tıkandı Baba için bir tepsi baklava hazırlansın ve her bir dilimin içine bir altın konulsun, buyurur.
Baklava hazırlanıp Tıkandı Baba'ya gönderilir. Tıkandı baba, kimden gönderildiğini anlamasa da sevinir. Ancak paraya o kadar ihtiyacı vardır ki eve ekmek götürmenin daha önemli olduğunu düşünüp o baklavayı satar. Bu olay birkaç defa daha tekrarlanır, gelen her tepsiye de satar.
Sultan Murad bu durumu duyunca hüzünlenir. Çaycıyı saraya davet eder. Olanı biteni anlatır ona. Ve "Üzülme !" der. çaycıyı hazine odasına götürür. Eline bir kürek ve kova verir.
- Bu küreği altınlara batır. Küreğe gelen altınları kovaya at. Onlar senin olacak, der.
Çaycı birkaç defa dener ama küreğe hiç altın gelmez.
Bunun üzerine Sultan Murad:
- Demekki senin kısmetin bu kadar, der.
Eeee, vermeyince Mabud (Allah) neylesin Mahmud...





