Yavuz Sulan Selim ile cariyesinin aşkını duydunuz mu hiç?..
Yavuz Selim, Mısır seferine çıkar. Sefer esnasında padişahın hizmetinde olan bir cariye vardır .Cariye, Yavuz Selim'e gönül verir. Lakin korkar, bir yanda cihan padişahı Yavuz Selim,bir yanda cariye... Nasıl olacaktı bu sevda... Gel zaman, git zaman derken cariyenin yüreği bu sevdayı taşıyamaz. Açılmaya karar verir. Tabii bu yüzyüze olmaz. Nitekim cariye ile padişah fazla yüzyüze gelemezler. Günün birinde cariye Yavuz Selim'in odasına girer. Yastığının altına bir not bırakır. Notta söyle yazar:
"Derdi olan neylesin." Yavuz Selim otagına döndüğünde notu okur. Kim tarafından yazıldığını anlayamaz. Notun yerine "Derdi neyse söylesin." diye not düşer. Ertesi gün notu gören cariye " Korkuyorsa neylesin." der. Bu defa Yavuz Selim notun kim tarafından yazıldığını anlar." Hiç korkmasın, söylesin. " der. Sabah cariyeyi huzuruna çağırıp.
-Buyrunuz, sizi dinliyorum.der.
Cariye duygularını açar. Duygular karşılık bulur.Lakin sevdası öyle derinmiş ki düğün günü Yavuz Selim'in karşısında mutluluktan can verir.
Ve Yavuz Selim bunun üzerine "Bakınız, gerçek sevdayı öğrenin. " der. Sevdiginin mezar taşına şöyle yazdırır :
Şirler pençe -i kahrımdan olurken lerzan
Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek
(Aslanlar benim gücümden korkup kaçarken kader beni bir ahu gözlü karşısında zayıf düşürdü. )
Gerçek olan AŞK varsa eğer
o AŞK olmaktan çıkıp
SEVDAYA bürünmüştür derim ben...
Aşkı güzel yaşayanlar da vardı. Harem meselesi aşkı içinden barındırmaz. O baska ,bu başka :)





