yeşim bakır
Eski Sevgili Dinliyor
3 Arkadaşı Var.
TIKANDI BABA
Sultan Mahmut,halkının ne vaziyette olduğunu görebilmek için kıyafetlerini değiştirerek halkın arasına karışır. Meydanda bulunun bir kıraathaneye girer. Müşteriler çaycıya 'Tıkandı Baba ' diye seslenir. Sultan Murad da çaycıyı yanına çağırır sebebini öğrenmek için.
Dertli çaycı başlar anlatmaya:
-Bu dünyada hiç yüzüm gülmedi. Neye elimi atsam kurur. Bahtı yok. Birgün çay suyu almak için çeşme başına gittim. Şu çok ağır akıyordu. Ben de daha çok aksın diye bir çubuklar onarmaya çalıştım. derken şu tamamen kesildi, akmaz oldu. O gün bu gündür adım Tıkandı Baba oldu beyim,der.
Sultan Murad saraya gider ve vezirine:
- Tıkandı Baba için bir tepsi baklava hazırlansın ve her bir dilimin içine bir altın konulsun, buyurur.
Baklava hazırlanıp Tıkandı Baba'ya gönderilir. Tıkandı baba, kimden gönderildiğini anlamasa da sevinir. Ancak paraya o kadar ihtiyacı vardır ki eve ekmek götürmenin daha önemli olduğunu düşünüp o baklavayı satar. Bu olay birkaç defa daha tekrarlanır, gelen her tepsiye de satar.
Sultan Murad bu durumu duyunca hüzünlenir. Çaycıyı saraya davet eder. Olanı biteni anlatır ona. Ve "Üzülme !" der. çaycıyı hazine odasına götürür. Eline bir kürek ve kova verir.
- Bu küreği altınlara batır. Küreğe gelen altınları kovaya at. Onlar senin olacak, der.
Çaycı birkaç defa dener ama küreğe hiç altın gelmez.
Bunun üzerine Sultan Murad:
- Demekki senin kısmetin bu kadar, der.
Eeee, vermeyince Mabud (Allah) neylesin Mahmud...
Filmi de yapılmış olabilir,bilemiyorum. :)
Gönül giyince ateşten gömlek
Yüreklerimiz pare pare
Dillerimiz lâl olmuş
Yaşıyoruz derbeder
İyi bayramlar :)
Tarihi bir Türk dizisi olarak bir numara "Payitaht Abdülhamid"
ANLATAMIYORUM
Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda?
Dokunabilir misiniz gözyaşlarıma ellerinize?
Bilmezdim, şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu bu derde düşmeden önce.
Bir yer var,biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün.
Epeyce yaklaşmışım,duyuyorum,
Anlatamıyorum...
Orhan Veli
"Peki ya ne olacak?" dediler.
Dedim "Kalp kırık da olsa gömülecek günün birinde bedenimizle mezara.
"Peki ya hesabı ! " dediler.
Dedim "O da ahirete kalacak."
OĞLUMA
Biliyorsun ki oğlum,ortada ne sen varsın
Ne de seni yeryüzüne getirebilecek bir anne.
Birgün cihana gelmen mukadderse anlarsın,
Bu gelişten gözümü , gönlümü yıldıran ne
Hergün saban başında topladığın kederler,
Seni yorgun çıkarır sabahın altısına .
Çalışkan ellerine bakanlar kirli,derler.
Leke derler alnındaki güneş karaltısına.
İnce beline, bükülmez zamanin dizilerinde,
Öpülen eteklere ayağını silersin.
Yoksulluğun yüzerek sonsuz denizlerinde,
Gördüğün her kıtaya açıktan diş bilersin.
Ayağından çarıklar dökülür parça parça,
Gözyaşların çürütür gömleğinin kolunu,
Bir lokmanın ardında dolaşır haftalarca,
Sürgün gibi gezersin kendi Anadolu'nu!
Fazilet arkadaşın, hakikat yoldaşınla
Seyredersin yabancı bir ufkun baharını.
Bulutları delsen de yükselen dik başınla,
Sonunda bir dişiye mâl edersin varını.
Akşamları bir camın önünde seni değil,
Elindeki çıkını gözetleyen karındır.
Hakkın önünde eğil, zulmün önünde eğil,
Taçlar bile cihanda eğilen başlarındır.
Derdim, omuzlarına yük olmasın bu varlık
Derdim,oğlum ne haktan ne kuldan bir şey umsun.
Nasip olmaz kimseye bu kadar bahtiyarlık
Ki sen benim doğmamış, doğmayacak oğlumsun...
Pandomim'i duymuşsunuzdur. En basit anlatımıyla sözsüz tiyatro oyunudur. Samipasazâde Sezai "Küçük Şeyler " adlı kitabında yer alan "Pandomima adlı öyküde pandomim sanatçısının yaşadığı elim bir olayı anlatır.
Pascal, pandomim sanatçısıdır. Yıkık dökük bir evde yaşamını sürdürür . Hayattaki tek amacı insanları güldürmektir. Bu konuda da oldukça başarılıdır. Günün birinde kendisini izlemeye gelen Eftelya'ya aşık olur. Lakin Eftelya'ya için Pascal, yalnızca kendisini güldüren bir tiyatrocudur.
Eftelya'ya, Pascal'ı insanları güldürme konusunda başarılı bulur. Günün birinde kocasını da Pascal'i izlemesi için tiyatroya getirir.
Bu olay Pascal'a çok acı gelir. Ortadan kaybolur. Komşuları bir zaman sonra meraklanır. Kapısına gider, kapı açılmayınca da çözümü kapıyı kırmakta bulurlar.
İçeri giren komşular Pascal'ı görür ve gülmeye başlarlar. Pascal'ın asılmış adam taklidi yaptığını düşünürler.
Halbuki o güzel güldüren adam artık şaka yapmıyordur...
Aragon "Mutlu aşk yoktur " der. Haliyle aşk, acı çekmektir. En kötü özelliği bile gözüne mükemmel gelir. Hatta öyle aşklar olur ki o sevda olur da kavusursan yanacağını bilirsin ama yine de seversin.





