İngiltere'yi gezmek isteyen Temel, İngilizce bilmediğinden arkadaşı Dursun'a sormuş:
– Ula Tursun, İngiltere'ye cidince onlarla nasıl anlaşacağum da? Dursun Temel'e akıl vermiş:
– Bak uşağım, konuştiğun her cümlenin sonuna “ing” koy, onlar senin ne demek istediğuni anlarlar. Temel İngiltere’ye gitmiş ve soluğu bir cafede almış. Dursun’un verdiği aklı uygulamak isteyen Temel, garsonu çağırmış:
– Sen bana bir çay getirebiling? Bunu duyan garson, çayı hemen getirmiş. Temel garsona sormuş: – Bak, ben ne güzel ingilizce konuşuyoring değiling? Garson cevabı yapıştırmış:
– Ben Türk olmaying, sen nah içerdin çaying!..
ali babasina sormuş:
- baba ben nasil dünyaya geldim?
-gece annenle yatmaya gittiğimizde yatağin çevresine şeker koyduk.sabah kalktiğimizda sen gelmiştin.bu fikir ali'nin ilgisini çekmiş ve denemeye karar vermiş.yatarken yatağinin çevresine şeker koymuş.sabah bütün karinca, böcekler, vs. yatağin çevresindeymiş.
ali:
- ulan demiş, şimdi size elimin tersiyle bir korum.ama baba yüreği...
hadi bi tanede benden gelsin :)
Bir karı-koca çok kötü bir kaza geçirirler.Kadının yüzü tamamen yanar.Plastik cerrahlar kadının yüzünü eski haline getire bilmek için deriye gerek olduğunu ama kadından deri alamayacaklarını söyleyince kocası deri vermeye gönüllü olur.Fakat kocasından alınacak deri popo bölgesinden alınacaktır.Adam bu bilginin karısına söylenmemesini ...ister çünkü moralinin bozulacagından çekinmektedir.
Ameliyat tamamlandıktan sonra kadın eskisindende güzel görünür.Her gören bu muhteşem güzellik karşısında hayrete düşmektedir.Birgün kadın kocası ile başbaşa kaldıgında ;
- Hayatım çok teşekkür ederim.Benim bu halim senin sayende.Sana nasıl teşekkür etsem? deyince kocası cevap verir :
- Teşekküre gerek yok hayatım.Annen seni her öptügünde ben gerekli mutlulugu duymaktayım zaten...
Temel bir gün arabaya binmiş, uzunca bir yola çıkmış. Tam varacağı yere 2 saatlik yolu kalmış sağda bir levha görmüş : “Yavaşla 80 km” Temel hemen hızını 80 km’ ye düşürmüş. Biraz daha ilerlemiş “Yavaşla 50 km” yazıyormuş. Temel hızını bu seferde 50 km’ ye düşürmüş. Az ileride “Yavaşla 20 km” levhasını görünce Temel hızını yine düşürmüş. İyice meraklanmaya başlamış, acaba kaza falan mı oldu diye. Bir süre daha gittikten sonra karşısında yeni bir levha: ” YAVAŞLA’ YA HOŞ GELDİNİZ ” :)
satıcı adam evin kapısını çalmış. kadın kapıyı açar,açmaz adam elindeki at pisliği dolu kovayı evin içine serpmiş. kadın şaşırmış, sormuş ;
- ne yapıyorsun be adam ?
adam ; ben elektrik süpürgesi satıyorum. bu pislikleri şimdi iki dakikada temizlemezsem oturup yerim bunları deyince kadın ;
-ketçap da ister misin ?
adam ;
-neden ki ?
kadın;
-elektrikler kesik de..!
Diyarbakır'da Şehmus okula gelir, tabii bizim Şehmus ilkokul talebesi, ama her tarafı yara bere içinde, hoca sorar;
- ''Şehmus oğlum ne oldu sana?''.
Şehmus der;
- ''Babam dövmiştir''.
Hoca sorar:
- ''Niye oğlum?''.
- ''Valla bilmiyom hocam akşam evde yatiydik biraz sonra babamın sesini duyuyom, Ali uyudun'mi Ali'den ses çıkmiy Veli uyudun'mi, e Veli'den de ses çıkmiy Memed uyudin'mi Memed'den de ses çıkmiy Şehmus uyudin'mi diy, ben de yok buba uyumadim diyrem oda geliy beni döviy''.
Bunun üzerine hoca, bak Şehmus bu gibi durumlarda uyumasan da ses etmemek lazımdır der. Şehmus kafa sallar eve gider, ertesi gün okulda Şehmus daha fena dövulmüş olarak gelir. Bunu gören hoca merakla gider yanına;
- ''Şehmus ne oldu kim yaptı'' der.
Şehmus;
- ''Bubam yapmıştir''.
- ''Niye Şehmus ne oldu?''.
Şehmus anlatır;
- ''Hocam akşam evde yatiydik biraz sonra yine bubam'ın sesini duyuyom, Ali uyudun'mi Ali'den ses çıkmiy Veli uyudun'mi e Veli'den de ses çıkmiy Memed uyudin'mi Memed'den de ses çıkmiy Şehmus uyudin'mi diy, ben de uyumadim ama hiç ses itmedim.
Bunun üzerine anam ile bubam bir giprasmaya başladiler anlamadim ne oliy biraz sonra anam dedi ki;
- ''la ihsan ben geliyom''..
bubam da;
- ''haticem ben de geliyom'' dedi..
ben de;
- ''ula nereye gidiyonuz ben de Geliyom dedim''...
Bir müfettiş akıl hastanesini geziyormuş. Bahçeye gelince delilerin ağaçta asıldığını ama birinin yere yattığını görünce yatana sormuş .
-Neden ağaca çıktılar, demiş. O da :
-Armut sanıyolar kendilerini, demiş.
Müfettiş :
-Sen armut değilmisin?, demiş. O da hayır ben olgunlaşıp yere düştüm demiş.
naokulunun son günü küçük öğrenciler ögretmenlerine hediye verdikleri bir parti düzenler.
Çiçekçinin oğlu ögretmene bir hediye paketi uzatır. Ögretmen paketi yavaşça sallar eliyle tartar ve
- Sanırım bu bir buket çiçek..
- Dogru.. Nerden bildiniz öğretmenim?
- Şey, tahmin ettim..
Sıradaki öğrenci şekercinin kızıdır. O da öğretmene bir hediye verir. Öğretmen gülümseyerek paketi alır, eliyle tartar ve hafifçe sallar:
- Sanırım bu bir kutu çikolata..
- Aaa, nerden bildiniz öğretmenim?
- Şey, bir tahmin ettim. Tuttu işte
Bir sonraki hediye Tekel bayisinin oğlundan gelir. Ögretmen paketi alır ama alttan küçük bir sızıntı vardır. Paketi tutarken parmağı ıslanan öğretmen yavaşça parmağını diline sürer: fıkraoku.com
- Bu şarap olabilir mi?
- Hayır öğretmenim!! diye bağırır çocuk heyecanla. Öğretmen tekrar sızan yerden bir damlayı parmağıyla alıp tadına bakar:
- Şampanya öyleyse..
Daha da heyecanlanan çocuk,
- HAYIR Öğretmenim!! der.
Öğretmen sızıntının bir daha tadına bakar:
- Tamam.. Pes ediyorum, bilemeyeceğim. Nedir bu?
Çocuk neşeyle haykırır:
- Bir köpek yavrusu!...
Yedi sekiz dil bilen bir bilgeye:
-Üstad! diye sormuşlar. Gerçek bir uzman olarak bütün dillerin özelliğini biliyorsunuz. Söyler misiniz acaba, en anlaşılmaz dil hangisidir?
Bilge zat hiç düşünmeden cevap vermiş:
-Kadınların dili!
öğretmen, tarih dersinde hasan'a sordu :
-bana yüzyıl önce olmayan birkaç şey söyle bakalım.
hasan düşündü :
-örneğin ben yoktum, dedi.
öğretmen güldü :
-biliyorum senin olmadığını, dedi ve başka örnekler vermesini istedi.
-örneğin siz de yoktunuz!





