ahya Kemal, Halit Fahri'ye sormuş:
-Ne iş yapıyorsun?
-Edebiyat hocasıyım.
-Peki maaşın?
-Seksen lira.
-Oooh bedavadan milletin seksen lirasını alıyorsun desene...
Zararsız bir deli ile bir general bir handa aynı odada misafir olurlar. Deli hancıya sabah erken yola çıkması gerektiğini söyler ve sabah ezanında uyandırılmasını rica eder. Hancı deliyi istediği vakitte uyandırır. Karanlıkta giyinmeye çalışan deli yanlışlıkla generalin elbiselerini giyer ve yola koyulur. Epey yol gittikten sonra ortalık aydınlanınca üzerindekileri fark eder. Şöyle söylenir:
"Vay aptal hancı! Benim yerime generali uyandırmış!".
emel bir gün fotoğraf çektirmek için stüdyoya gitmiş.
Fotoğrafçı : Buyrun beyefendi, nasıl yardımcı olabilirim?
Temel : Ula uşağum ben fotoğraf çektirecegum, fakat vesikalık istemeyrum.
Fotoğrafçı : Tabi ki efendim, 30X40 a ne dersiniz?
Temel : Ula 1200 ederde, bunun konumuzla ne alakası var?
Aslan, kurda seslendi:
-Hey kurt! Gel sohbet edelim.
-Olmaz. Beni yersin sonra.
-Yemem. Bak inanmazsan pençelerimi, ağzımı bağlayayım.
Aslan, pençelerini, ağzını bağlayınca kurt heyecanla yaklaştı.
-İyi ama dedi, aslan... Neden bu kadar heyecanlanıyorsun ki?
Kurt cevap verdi:
-Neden olacak? İlk defa bir aslan yiyeceğim de...
Hoca bir gün dağdan odun getirirken, eşeğinin ayağı kayar. Eşek uçuruma yuvarlanır gider.
Hoca, yukarıdan paramparça olan eşeğine bakar ve sonra der ki:
- Bizim eşek uçmasını öğrenmiş ama, daha konmasını öğrenememiş.
Köyün delisi minareye çıkmış atlayacakmış. Bunu gören millet ikna etmeye çalışmış. Sana ev alırız demişler olmamış araba alırız demişler yine olmamış.
Bakmışlar bu böyle olmayacak, delinin dilinden deli anlar demişler ve komşu köyün delisini getirmişler. Deli elinde bıçakla gelmiş minaredekine seslenmiş:
-Lan deliii elimdeki bıçağı görüyor musun ?
Minaredeki görüyorum demiş.
-Ula indin indin inmedin keserim minareyi, demiş.
Deli:
-Tamam ula indim sakın kesme düşerim, demiş.
nasreddin hoca ıslık çala çala, türkü söyleye söyleye dağ bayır dolaşıyormuş. onu gören köylünün biri sormuş:
- hayırdır hoca, ne geziyorsun böyle?
- eşeğim kayboldu onu arıyorum.
köylü gülmeye başlamış.
- hoca, hiç eşeğin kaybolmuş gibi bir halin yok.
- şu karşı tepeyi gördün mü?
- gördüm, ne olmuş?
- hah, eşeği o tepenin ardında da bulamazsam, sen o zaman gör vaveylayı.
Köyün birinde bir çukur varmış ve herkes bu çukura düşerek yaralanıyormuş. Köyün ileri gelenlerinden 3 kişi toplanmış.
Birincisi:
-Çukurun yanında bir ambulans beklesin hastaneye çabuk yetiştiririz. Demiş.
İkincisi:
-Çukurun yanına bir hastahane yaptıralım düşenlerin hastahaneye yetişmesi zaman almaz demiş.
Sıra Temele gelmiş:
-Sizde hiç akıl yok demiş: bu çukuru kapatalım hastahanenin yanına bir çukur açalım :))
İki arkadaş hayvanlar hakkında konuşuyorlardı: Biri diğerine sordu: -Sırtında kamburu olan hayvana ne denir? -Bunu herkes bilir deve tabi ki. -Tamam peki ya iki kamburu olana ne denir? Arkadaşı bilmiş bir edayla cevaplar: -Hecin devesi... Arkadaşı şaşırır ve soruyu biraz daha zorlaştırır. -Peki bunu bil o zaman, üç kamburu olana? -Ona da kamburu çıkmış hecin devesi derler.
İstanbul'da üniversitede okuyan genç kız Ankara'daki babasına telefon etmiş;
- ''Baba, merhaba Ben Lale''.
- ''Ooooo Güzel kızım benim. N'abersin bakalim?''.
- ''Hiç sorma babacığım. Hiç keyfim yok valla''.
- ''Hayırdır? Bi sorun'mu var?''.
Kız ağlamaya başlar babası ise üzüntü ve meraktan kafayı yemektedir;
- ''N'ooldu kızım? anlatsana''.
- ''Murat evi terketti. Boşanmak istiyormuş''.
- ''Ne evi lan? Ne boşanması? Sen ne zaman evlendin'de bosaniyorsun''.
- ''Hani senin hiç hoşlanmadığın esrarkeş çocuk vardı'ya ben onunla evlendim''.
- ''iyi halt ettin, zilli neyse, artık yapacak bi şey yok. Versin mahkemeye, hemen boşanın''.
- ''Boşanalım ama benden 10 milyar istiyor. Eğer vermezsem, iyi zamanlarımızda çektiği çıplak fotoğraflarımı internetten herkese yollayacakmış''.
- ''Püüh. Rezil... Çıplak fotoğraf çektirdin, öyle mi?''.
- ''Ama babacığım O benim kocamdı. Ne biliyim böyle bir puştluk yapacağını''.
- ''Peki Olan olmuş artık. Yarın havale ederim parayı ögleden sonra Bankaya gidip çekersin sonra da alıp yakarsın o kahrolası fotografları''.
- ''Sağol baba Eeee şey bi'de kürtaj için 2 milyara ihtiyacım var''.
Adam artık iyice fenalaşır. Boğuk bir sesle konuşur;
- ''Kürtaj'mı? Bi'de hamile'mi kaldın o çocuktan sen?''.
- ''Aslında ondan değil... Zenci bi çocuk vardı... Zaten o yüzden ayrılıyoruz'ya''.
Adam bayılmak üzeredir. Nabzı yükselir, tansiyonu düşer, artık inleyerek konuşmaktadır;
- ''Biz seni oraya okumaya yollamıştık. Sen ne haltlar çevirmişsin. Allahım nedir bu başımıza gelenler okulu bitirir bitirmez Ankara'ya dönüyorsun, yoksa kırarım bacaklarını''.
- ''İstersen hemen dönebilirim babacığım. Ben geçen yıl okuldan atıldım çünkü''.
Adam masanın üzerindeki soğuk su dolu sürahiyi başından aşağıya devirir ve ancak bu şekilde konuşmasını sürdürür;
- ''Okuldan'mı atıldın? Hani birlikte avukatlık yapacaktık, zilli? Eh ulan sen hele bi gel buraya ben sana yapacağımı bilirim. Evden dışarıya adım attırmiycam sana ilk isteyenle'de evlendiricem''.
- ''O iş zor be baba biliyorsun, moda oldu, artık evlenmeden önce eşler birbirlerinden sağlık raporu istiyorlar pek iyi bi rapor sunacağımı zannetmiyorum ben''.
- ''Allahım, çıldıracağım bir de cinsel hastalıklar haaa... kesin o zencidendir''.
- ''Çok pis arkadaşları vardı. Bilmem artık hangisinden kapmışımdır''.
Güm diye bir ses duyulur. Adam kısa bir süre için kendinden geçmiştir ancak hemen kendisini toparlayıp tekrar telefonu alır.
- ''Hemen bu akşam dayını yolluyorum oraya seni alıp gelecek. Adresini ver bakim''.
- ''Mahmutpaşa Karakolu'ndayım gelirken kefalet için de biraz para getirsin yanında''.
- ''Karakol'mu? bi'de karakola'mı düştün layyynnn? Ne yaptın?''.
- ''Dün kafam çok bozuktu, çok içmişim. Araba kiralayıp dolaşmaya çıktım. O kafayla Arnavutköy'de kokoreççi dükkanına girdim. Ama neyse'ki kimse ölmedi. Dükkan sahibiyle kiralık araba firmasına biraz para vermek gerekir sanırım''
Adam artık iyice fenalaşmıştır. Hatta fenalaşmak ne kelime adeta kahrolmuştur. Telefonda kısa bir sessizlik olur. Kız tekrar konuşmaya başlar;
- ''Babacığım sakın üzülme bütün bunlar bir şakaydı. Ben sadece sınıfta kaldığımı söylemek için aramıştım''.
Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla haykırır;
- ''Canın sağolsun be güzelim, boşveeerrr. Okul'da neymiş? Hiç mühim değil, tatlı canın sağolsun senin''...





