O Benim Karnem Değil
Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür.
– “Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş” diye düşünür ve oğlunu yanına çağırır.
– Getir bakayım şu karneyi.
– Al babacığım…
Adam karneye bir bakar, beden eğitimi ve resim dışındaki bütün dersleri sıfır. Çok sinirlenerek söylenmeye başlar :
– Bu nedir oğlum, bir dediğini iki etmiyoruz. Bilgisayar dedin bilgisayar aldık, tablet dedin aldık, telefon dedin aldık, İngilizce kursu dedin İngilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı bile yok. Ne bu notların hali, rezil şey. Çocuk sakince babasına cevap verir :
– İyi ama babacığım o benim karnem değil ki, senin eski kitaplarını karıştırıyordum. Kitapların arasından senin ortaokul karneni buldum :)
Temel bir lokantanın önünden geçerken 'bulaşıkçı aranıyor' ilanını görmüş. Hemen içeri girip patrona;
"Ben bulaşıkçılık yapabilirim" demiş.
Patron sormuş;
"Kaç dil biliyorsun?"
Temel hiç duraksamadan cevap vermiş:
"On dört."
Önce biraz şaşıran patron sonra sinirlenmiş ve;
"Sen benimle alay mı ediyorsun?"
Temel;
"Valla önce sen başlattın!"
Delikanlı uçakta güzel bir sarışının yanına düşmüş. Hemen sarkmış sarışına;
- Yan yana otururken muhabbet edilirse seyahat çok kısa sürer,hadi konuşalım..
Sarışın okuduğu kitabı yavaşça kapatarak
- Ne üzerine konuşmak istersin..
Delikanlı ;
- Valla bilmem ki ...mesela nükleer enerjiye ne dersin?
Sarışın;
- Enteresan bir konu, olabilir , ama önce sana bir soru sorayım...At inek ve geyik aynı şeyi yerler..yani ot..Ama çıkartırlarken geyik küçük parçalar halinde, inek lappadanak parçalar halinde, at da pişmaniye topları gibi çıkartır. Neden olduğunu biliyor musun ?
Delikanlı ;
- Valla en ufak bir fikrim yok..
Bunun üzerine sarışın;
- Bi boktan anlamazken nükleer enerjiyi nasıl tartışabileceğini zannediyorsun
Temel aynalı sigaralığından bir tane sigara çıkarmış o anda gözü aynaya takılmış.
- Ula Dursun ha bu aynadaki adam baa tanıdık geliy
demiş.
Dursun aynayı Temel'den almış şöyle bir bakmış
- Ula salak tabi tanıdık gelir bu benim .....
Azrail temelin yanına gelir ve kardeş vaktin tamam hadi gidelim der.
Temel de uyanık ya yalvarır bana 5 yıl süre ver ondan sonra gel al canımı. Azrail tamam der temel de kendi kendine pilot olursam beni havada yakalayamaz derken 5 yıl sonunda azrail pilot temelin yanına gelir ve vakit doldu gidelim der
temelde şimdi canımı alsan arkada 300 yolcu var onlar ne olacak der;
Azrail: oğlum hepinizi bir araya getirene kadar anam ağladı zaten!!
Nasrettin Hoca yemek pişirmek için komşusundan bir gün kazan ister. Aradan 3-5 gün geçtikten sonra kazanı komşusuna geri götürür. Komşusu bakar ki kazanın içerisinde küçük bir kazan daha var.
– Hocam bu küçük kazanda nedir? diye sorar. Nasrettin Hoca:
– Komşu senin kazan doğurdu der. Adam bu işe pek akıl erdiremese bile işine geldiği için ses çıkartmaz. Aradan bir müddet geçer. Hoca komşusundan kazanı tekrar ister. Bu sefer aradan uzun zaman geçmesine rağmen kazan geri gelmeyince komşusu bir bahaneyle hocaya gidip:
– Hocam geçenlerde sana bir kazan vermiştim, onu almaya geldim der. Hoca üzgün bir şekilde anlatmaya başlar:
– Sorma komşu, bende bir türlü gelip sana anlatamadım ama senin kazan maalesef öldü der. Sinirlenen adam hemen atılır :
– Aman hocam, kazan ölür mü hiç?
– Eee kazanın doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne neden inanmıyorsun?
Temel’in küçük oğlu hayvanat bahçesinde koşarak babasının yanına gelmiş:
– Koş baba, anami kocaman bir goril kapti!..
Temel gayet sakin cevap vermiş:
– Eyi, eyi. Bundan sonrasi gorilin problemi. Kurtulsun bakalum kurtulabiliyisa.
izi ilgilendirmez *
çocuğun biri babasına sormuş :
-baba biz nasıl olduk?
baba cevap vermiş maymunlar ...türeye türeye biz olduk demiş...
tabi çocuk babasının lafına inanmamış.
annesine biz nasıl olduk demiş?
annesi, allah adem babayla havva annemizi yaratmış nesilden nesile biz olmuşuz demiş.
çocuk demişki ama babam maymunlar türeye türeye biz olduk dedi
anne cevap verir: o babanın sülalesi bizi ilgilendirmez *
Birgün Carlsberg, Miller, Tuborg ve Efes Pilsen'in başkanları barda içmeye gitmiş. Garson gelince teker teker söylemişler;
- Ben bi Carlsberg alayım.
- Ben bi büyük Miller istiyorum.
- Ben Tuborg içeceğim.
Sıra Efes Pilsen'in başkanına gelince;
- Ben bir kola alayım. demiş. Garson gidince yanındakiler sormuş, "Yahu sen niye Efes Pilsen istemedin" diye;
- Kimse bira içmiyordu, ben de size uyayım dedim. demiş.
Matematik dersinde kadın öğretmen öğrencilere sorar:
- Bir ağacın dalında 5 tane kuş var. Taş attım, iki tanesini vurdum. Geriye kaç kuş kalır?
Öğrencinin biri parmak kaldırır ve cevaplar:
- Hiç kuş kalmaz çünkü diğerleri korkudan uçup gider.
Öğretmen gülümser:
- Hayır. Doğru cevap üç olacaktı ama bakış açını sevdim.
Öğrenci duruma çok bozulur ama pek göstermez. Ders devam ederken tekrar parmak kaldırır:
- Bir soru da ben sorabilir miyim?
Öğretmen izin verir.
- Sokakta üç kadın dondurma yiyerek yürüyor. Biri dondurmasını yalıyor, diğeri ısırıyor, diğeri de emiyor. Kadınlardan hangisi evlidir?
Öğretmen şaşırır, kızarıp bozarır ama cevap da vermek zorundadır:
- Hmm...şey..yalayan?
Öğrenci yanıtlar:
-Hayır, parmağında alyans olan. Ama bakış açınızı sevdim.
Savcı, morgdaki üç cesedi incelemek üzere gelmişti. Birinci ceset sırıtıyordu. Savcı nedenini sordu.
"Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazanmış, sevincine dayanamamış, kalp krizi geçirip ölmüş" dediler.
İkinci ceset de sırıtıyordu. Savcı sordu:
"Bu neden sırıtıyor?"
"Bunun da oğlu doğmuştu. Sevinçten kalbine yenik düştü" diye açıkladılar.
Üçüncü ceset Temel'in kömür halindeki cesediydi. O da sırıtıyordu.
"Bu neden oldu?" diye sordu savcı.
"Efendim, buna yıldırım çarpmış" dediler.
"Peki neden sırıtıyor?"
"Fotoğrafını çekiyorlar sanmış".
:)))





