Aşıklar aşka gelende, dilinden söz alınmaz
Söz; telde kendini bulur, elinden saz alınmaz
Aşıkın aşkı deryadır, onda yok olur damla
Kazanda kaynayan suyun, içinden tuz alınmaz.
Gündüz güne teslim oldum, geceler aya tutsak
Irmaklarda toy olurken, dereler çaya tutsak
Bilir misin ey sevgili, bu garip neye tutsak
İnsanoğlu gizli sırdır, özünden öz alınmaz.
Kardelenler kara mahkum, bülbüller zar içinde
Sensin benim tek umudum, yaşarım zor içinde
Pervanesi olduğum yar, geceler kor içinde
Ocak yanar alev olur, ataştan köz alınmaz.
Sen söyleme eller desin, eğer varsa kıymetin
Aşkını kabristan eyle, yıkılmasın devletin
Ey Sefai bu dünyada, üç metre bez servetin
Ehli gönül sarrafa de; altından toz alınmaz.
gece
ipince bir yağmur gibi indi
sustu sular
yıldızlar savurarak gümüşten saçlarını
toprakla öpüştüler
ufkun ulaşılmaz çizgisinde yer
yasladı yorgun başını göğün geniş göğsüne
bin yılların sevdalısı dalgalar
çakıltaşlarında harelendiler
titriyordu kirpikleri
uykusunda gülümseyen çocuğun
usul usul fısıldarken
sonsuzluğun o gizemli ezgisini rüzgarlar
Samanyolu'nda bir yerde
yalnız değildi insan
yalnız değildir insan
Yaşamaya geldim ben de dünyaya
Elimden kolumdan bağlama beni
Komşular gidiyor yıldız'a ay'a
Dağların başında eğleme beni
Körpecik aklımı kandırma boşa
İnsanlar benzemez beyinsiz kuşa
Avareyim diye etme temaşa
Bir dilim ekmeğe bağlama beni
Mahzuni nedendir geri kaldığım
Hakkın olmayanı çalıp aldığın
Kimse bilmez kimin nasıl olduğun
Hastayım götürün sağlama beni
Bilmezler yalnız yaşamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana.
İnsan nasıl konuşur kendisiyle,
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler ...
Orhan Veli
SENSİZ YARIM / İBRAHİM SADRİ
Her şey yarım
Dışarıda sensiz bir pazartesi
Yeniden başlamak lazım
Hatırlamamak en iyisi
Sensiz yarım
Yaşanacak ne varsa
Bir yarım
Merhaba diyor sabaha
Zifir karanlıkta kalmış
Sensiz yarım
Şarkılar yarım
Susmuş radyolarda aşk
Çekip gidişin gibi
Kapkara büyüyor yokluğun cehennemi
Yanıyor tutuşmuş yarım
Resimler yarım
Gözlerin yok saçların yok
El ele gülmüşüz güllerin önünde
Ellerin yok
Ağlıyor gülen yarım
Sözler yarım
Unutulmuş ne varsa sevdaya dair
En güzel yerinden vurmuşsun aşkı
Seni seviyorum desen ne olur
Lal olmuş söyleyen yarım
Kapılar yarım
Vurup gidişin arkana bakmaksızın
Bir sızı bırakmışsın
Acıyor her kapı çalınışta
Seni bekleyen yarım
Sensiz yarım
Yaşanacak ne varsa
Verselerde dünya mali istemem
Seni ister deli gönül hep seni
Köskü saray neki çali istemem
Seni ister deli gönül hep seni
Lokma lokma yutkundugum asimda
Gündüz hayalimde gece düsümde
Bir garip sevdadir döner basimda
Seni ister deli gönül hep seni
Senin için daglar asar türküler
Senin için yara deser türküler
Senin için tutsak düser türküler
Seni ister deli gönül hep seni
Yunus'un denizde yüzdügü gibi
Koyun kuzusuna gezdigi gibi
Asigin askina yazdigi gibi
Seni ister deli gönül hep seni
Yagmur bulutlari döktügü anda
Daglarin dumani çöktügü anda
Sabahin günesi söktügü anda
Seni ister deli gönül hep seni
Daglara yürürken yörük kervani
Varligin yoklugun sensin devrani
Ne istersin diye gelse fermani
Seni ister deli gönül hep seni
Rüzgar vursa sari aliç sallansa
Elmalarin yanaklari allansa
Ala çördük tadin alip ballansa
Seni ister deli gönül hep seni
Kiyametmi kopar murada ersem
Bagban olup goncalarini dersem
Nerde el örmesi bir kilim görsem
Seni ister deli gönül hep seni
Garip SEFAI'yem gam kapisinda
Muhabbetim haktir dem kapisinda
Elif dergahinda mim kapisinda
Seni ister deli gönül hep seni
SEN HASRETİN BESTELEDİĞİ RÜZGAR ÇALMA ARTIK KAPIMI
BIRAK GİT BENİM YARIM YAMALAK HAYATIMI
GÖRMÜYORMUSUN NE KADAR AŞKA SUSADIĞIMI
SEN HASRETİN BESTELEDİĞİ RÜZGAR ÇALMA ARTIK KAPIMI
BENİMDE GÜLMEYE İHTİYACIM VAR ÖYLE İÇTEN İÇTEN
ESER KALMAZ O ZAMAN GERİYE DAĞ GİBİ HÜZÜNLERDEN
BENDE DİNLEYEYİM AŞKIN SERAMONİSİNDEN
SEN HASRETİN BESTELEDİĞİ RÜZGAR ÇALMA ARTIK KAPIMI
AŞKIN YÖRÜNGESİNDE SEVDA İKLİMDE YAĞMURLARLA ISLANAYIM
LEKELİ YILLARA İNAT AŞKIN IRMAĞINDA YIKANAYIM
AŞKIN SERSERİSİ OLAYIM AŞKTA SON BULAYIM
SEN HASRETİN BESTELEDİĞİ RÜZGAR ÇALMA ARTIK KAPIMI
Öyle yıpranmış ki
Bir forması eksik içinden,
Sahafa düşmüş bir kitap
Gibi sararmış üzüntüsünden.
Bir ay doğuyor usul usul
Karanlığın göğsüne,
Dünden bugüne kendini
Biraz daha eksilterek getiren
Küsmüş göğüne besbelli
Geleceği göremediğinden
Taşıyor oysa hüzünlü bitişinde
Doğuşunu yeniden
BİR ŞEY VAR ARAMIZDA
Bir şey var aramızda
Senin bakışlarından belli
Benim yanan yüzümden
Dalıveriyoruz arada bir
İkimizde aynı şeyi düşünüyoruz belki
Gülüşerek başlıyoruz söze
Bir şey var aramızda
Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek
Fakat ne kadar saklasak nafile
Bir şey var aramızda
Senin gözlerinde ışıldıyor
Benimse dilimin ucunda
Nahit Ulvi AKGÜN
Üstünkörü.
Mayıs çok erken bitti…
Çok severim ya!
Hep çok geç gelir.
Ama çok çabuk geçip gider.
Tıpkı varlığınla yokluğunun arası gibi…
Sonra bir eylül yakar içimi.
Anılarından soğuk,
acılarından buz tutmuş…
Kış girdi girecek kapımdan.
Gecenin is kokan elleri,
gezinirken üstümde
Ah, o yokluğun!
Ah, o yasemin kokun…
Kaç gemi geçti senden sonra …
Şu köhne pencerenin altından.
Düdüğü çalmaz, üzgün,
bayrağını açmamış.
Yedeğinde ölü balıklar.
Peşinde martı sesleri düğüm, düğüm
İllaki her şey çürüyecek bir gün.
Çürür değil mi dostlar?
Birbirlerine sıkıca o kenetlediğim,
O tunç kelimelerim,
gerdanımdan sıyrılan ayrık esrik cümlelerim…
Mutlak çürürler, değil mi dostlar?
Dilimde çürür, şiirimde çürür
Tıpkı benim yüreğimin çürüdüğü gibi.
Biliyorum çürüdüğünü
Çünkü acımıyor artık seni anlatırken birilerine.
Panik ataklarım yok adınla başlayan.
Sigaralarım sönmüyor parmak aralarında
Genzimde filtre yanığı kokusu hiç yok
Hani vardı ya!
En son o denizi seyrettiğimiz,
köhne pencerede,seninde çok sevdiğin,
kırmızı kırmızı çiçekler açan
hani vardı ya! Sardunyalarım / en son onlarda soldu…
Kapı önünde ki Arguvanlar sustu.
Etmeyecek artık çığlıkları bir İstanbul.
İstanbul değil artık hiçbir kara harf adın





